Öncelikle hangi konuda uzmanlaşmak istiyorsunuz onu belirlemelisiniz. Yani tasarımcı mı olacaksınız ya da uygulamacı mı? Proje ofisi açma niyetinize binaen tasarımcı olma niyetinde olduğunuz kabulünden hareketle;
İlk başta proje ofisi açmanızı kesinlikle tavsiye etmem. Çünkü okulda verilen bilgiler direkt olarak bir tasarımcı olmanıza yetecek düzeyde değildir. Okuldaki verilen bilgileri bir kitap olarak kabul edersek; kitabın sadece içindekiler bölümüne tekabül eden bilgi okulda mühendise aktarılır. Mühendis içindekiler bölümünün yönlendirmesiyle kitabın içini çalışma hayatındaki birikimleri ile tamamlar. Bu minval üzere tasarımcı olmak istiyorsanız mutlaka bir proje ofisine girmenizi öneririm.
Gireceğiniz proje ofisininin kaliteli olması önemlidir. Kaliteden kasıt ofisin prestijli projeler yapması değil, orada çalışan mühendislerin mühendislik bakış açısına sahip olmaları çok önemlidir. Ancak sizin işe başlarken bunu analiz etme şansınız sıfırdır. O nedenle bu ofis seçimi biraz şans işidir. Herhangi bir ofiste işe başladığınız varsayarsak; ofiste başlar başlamaz hemen büyük projeler yapma derdinde olmak yerine, yeni inşaat mühendisliğine başlayan bir öğrenci gibi sıfırdan başlama kafasında olun. Çünkü dolu bardak doldurulmaz, boş bardak doldurulur.
Ofise girdikten sonra şu program öğrenme teranesine gelelim. Sap, Etabs, Safe, X steel, Probina, Sta4cad vb programlar.... Bu programları oparatör gibi öğrenmenin ahım şahım bir zorluğu yoktur. Bu programları az bir çaba ile her mühendis kolaylıkla öğrenebilir. Ayrıca bu programlar sizi mühendislikte tanrı yapmaz. Öncelikle bunun bilincinde olmak lazımdır. Programa siz ne söylerseniz onu yapar. Aslında burada temel mantık programları öğrenme değil, programları yorumlamayı öğrenme olmalıdır. Bu yorumlama işide programı bilmeden değil mühendisliğin teknik konularını derinlemesine bilmekten geçer. Bu bilme işide sizi silbaştan yeniden öğrenci yapar. Yani hiçbir şey bilmiyormuş gibi ( ki öyle) oturup kendinizi betonarme, çelik veya dinamik çalışırken bulursunuz. Hatta bunlarda yetmez bizim yönetmeliklerimiz ve yabancı ülkelerin yönetmeliklerini didik didik etme durumunda kalırsınız. Bu durumun okuldan tek farkı zamanla bilgilerinizi ilgili programlarla deneme yanılma yoluyla sınayarak pekiştirme lüksünü size verir. Yani mühendis olarak kavrama ve yorumlama yeteneğiniz zamanla artar. Bu süreci kendi başınıza değil birikimli bir mühendisin elinizden tutması ile atlatabilirsiniz.
Bu süreçte ikinci bir yol ayrımı ise hangi konuda uzmanlaşacağınızdır. Betonarme mi, çelik yapılar mı? Ancak ülkemizde sistematik tam oturmadığı için bir tasarımcıdan her iki alanda da uzman olması beklenmektedir. Bu durum mühendisin ilgili olduğu konuda derinleşmesini engellemektedir.
Bu süreçlerden geçtikten sonra kendinizin ofis açması durumunda kritik nokta; arz ve talep meselesidir. Yani arz edeceğiniz birikiminizi talep edecek bir kitle olmaldır. Diğer adıyla ki kaba tabirle çevre yapma yani müsteri kitlesi edinme durumudur. Yukarıda bahsedilen süreçleri atlattıktan ve pişmiş bir mühendis olarak piyasaya çıktıktan sonra bu çevre edinme sürecini de siz yönetebilecek hale geleceksiniz. Dolayısıyla bu konu üzerinde durmak sizin açınızdan erken diye düşünüyorum.
Sonuç olarak size tavsiyem bir ofiste 4 veya 5 yıl piştikten sonra kendinizin bir ofis açmasıdır. (Çoğu mühendisin yaptığı gibi yeni mezun olarak Sta4Cad'e veya İde'ye güvenerek ofis açma hatasına düşmeyin.)
Çalışma hayatınızda yolunuzun açık olmasını dilemekle birlikte başarılı olmanızı da dilerim.